İyiliğe ihtiyacımız vardı, yardıma kar yetişti


İyiliğe ihtiyacımız vardı, yardıma kar yetişti

Üşüdük, ulaşım zorlaştı, okullar tatil oldu ama İstanbul’da, meşhur 1987 kışından sonra yaşanan en şiddetli kar yağışı, bir iyilik hareketine de vesile oldu. Basına yansıyan bir-iki tartışmayı saymazsak, sokak hayvanları için seferber olduk, insan merkezci hayatımıza mola verdik. Hayvanlara kapısını açan mağazalar, sokaklara konan kulübeler, mamalar, evini dört ayaklı misafirlere açanlar... Peki bu beş gün boyunca gördüklerimiz tam olarak neydi? Zaten var olan bir damar görünür hale mi geldi; yoksa küçük iyiliklere, yardımlaşmaya duyduğumuz ihtiyaç kendine bir yol mu buldu?

İyiliğe ihtiyacımız vardı, yardıma kar yetişti

ERKAN CAN / Oyuncu
En çok ihtiyacımız olan şey, yardımlaşmak

Kar fırtınaları  sayesinde, hayvanlara yardım etmenin farkındalığı biraz daha arttı. Kar her şeyi örttüğü için hayvanlar yiyecek bulmakta zorluk çekiyorlar. İnsanların bu duyarlılığına çok saygı duyuyorum. Aynı duyarlılığı hepimizin, herkesin göstermesi gerekiyor. Üç ay önce bahçemde bir kedi doğum yaptı, iki yavrusu oldu. Bir tane de üvey yavru geldi, ona da sütannelik yaptı. Bunları kaldırıp sokağa atamayız, bakıyoruz... Bunu yapmak gerekiyor. Hayvanlara yardım eden, duyarlı olan insanlar tabii ki insanlara da yardım ediyorlardır, bundan eminim.  Özel koşulların dışında yardımlaşmaya her zaman ihtiyacımız var. En çok ihtiyacımız olan şey bu bence, yardımlaşmak... O zaman bir sürü şeyin üstesinden geliriz...

OYA BAYDAR / Yazar
İyilikle arınmaya ihtiyacımız var

Bizim insanlarımız sokak hayvanlarına dosttur genellikle. Kışın sert geçtiği, karın buzun günlerce yerden kalkmadığı şu günlerde bu ilgi ve sevecenlik daha da artmış görünüyor.

Hayvanlara yoğunlaşan ilginin başlıca nedeninin medyanın bu konuyu etkileyici görsellerle, duygulu sahnelerle, beslenen, sevilip okşanan köpeklerin gözlerindeki minnet, sevgi, anlayış dolu bakışlarla, donacak bir serçeyi avcunda ısıtıp yaşama döndüren kişinin görüntüleriyle gündeme getirmesi. İnsanlar hayvanlara yardımın televizyonlara çıkacak kadar önemli ve iyi bir şey olduğunu gördükçe iyiliğe motive oluyorlar. İyi örnek bulaşıcıdır, tıpkı kötü örnek gibi.

Ana akım medyanın son zamanlarda çekinmeden işleyebileceği ‘iyilik’ temalarından biri, kış koşullarında güç durumdaki hayvanlara yardım. Şahsen bu türlü konuları,  savaş ve siyaset haberlerine, sözde siyaset tartışmalarına yeğler oldum; çünkü bu programlar yüreğimi nasıl karartıyor, beni de nasıl kötücülleştiriyorsa; çiçek, böcek, hayvan programları, hele de hayvanlara yardım eden güzel insanlar; insanın iyi yanının, karşılıksız sevginin, şefkatin, vicdanın hâlâ büsbütün yitip gitmediğini hatırlatıyor.

Ama asıl neden, içinden geçmekte olduğumuz bu karanlık, güvensiz, endişe dolu günlerde, ölümün sıradanlaştığı, nefret dilinin yerleştiği bu ortamda iyiliğe olan ihtiyacımız. Çevremizdeki bunca ölüme, yıkıma, acıya sokakta donmak üzere olan bir kediyi evimize alarak, köpekleri -hatta açlıktan şehirlere inen vahşi hayvanları- besleyerek karşı koymaya çalışıyoruz. Bir çeşit arınma, yüreklerin bağladığı kötülükten temizlenme...Bir de belki, bilincimizin derinliklerindeki suçluluk duygusunu gidermenin daha kolay bir yolu. Karların örttüğü çöp konteynerinin içindeki kâğıtlara, işe yarar çöplere ulaşamayan, soğuktan titreyen çöp toplayıcı çocuğu hiç değilse şu karakış günlerinde evimize alamadığımız için duyduğumuz suçluluk... Minicik Suriyeli dilenci kızın eline bir beş kâğıt sıkıştırıp önünden geçip gitmenin vicdana yüklediği ağırlık... Bunca acıya merhem olamamanın çaresizliği...

 

YRD. DOÇ. SEZAİ OZAN ZEYBEK / Bilgi Üniversitesi - Sosyolog
Hayvanlar ortak zemin yaratıyor

Sokak hayvanlarına düzenli olarak yardım eden gruplar ve kişiler, oldukça uzun süreden beri var. Bunlar genel kanının aksine İstanbul’da sadece Cihangir yahut Moda gibi zengin muhitlerde ikamet etmiyor üstelik. Üsküdar’da, Fatih’te, Ümraniye’de de hayvanları besleyen ve koruyan farklı kesimlerden insanlar var. Türkiye gibi oldukça kutuplaşmış bir toplumda kullanılan diller farklı olsa da, hayvanlarla kurulan bu görece yakın ilişki ortak bir zemin yaratıyor. Misal Fatih’te kedileri besleyen esnaf ve imamlar, yaptıkları işi İslami saiklerle izah ediyor. Bazı başka gruplar ise hayvan refahı, hayvan hakkı gibi daha seküler yahut hukuki kavramlarla konuşmayı tercih ediyor. Ancak her durumda şehrin hemen her tarafına yayılmış ve hayvanları hayatta tutan bir dayanışma ağı var.

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Son Dakika Öğretmenlere FETÖ'den gözaltı
Son Dakika Öğretmenlere FETÖ'den gözaltı
Vali Şahin'den 'ByLock' açıklaması
Vali Şahin'den 'ByLock' açıklaması